Seyyid Ebu’l Hasan Harakânî

Ebu’l Hasan Harakânî (k.s.), 963 yılındaHorasan’ın batısında Bistam’a bağlı Harakan’da dünyaya gelmiştir, 1033 yılında Kars’ta şehit olmuş ünlü sûfîdir. Peygamber Efendimizin torunlarından İmam Cafer-i Sadık Hazretleri’nin soyundan gelen Ebu’l Hasan Harakânî Hazretleri, Hamedan-ı Ehli Beytindendir. Asıl adı Ali bin Cafer’dir. Künyesi Ebu’l Hasan ve Hüseyin’dir. Anadolu’ya gelen ilk evliya Alperenlerden olan Ebu’l Hasan Harakani, kendisinden yaklaşık bir asır önce yaşayan Beyazıd-i Bestami’nin tasavvufundan etkilenmiştir. Yetiştirdiği bilgeler, âlim ve mürşid-i kâmillerle Anadolu’nun mânevî fütuhatını yapmış olan Harakânî Hazretleri, sağlığında birçok büyük sûfî, edip ve devlet adamı yetiştirmiştir. Harakânî Hazretleri, Tasavvufun temel taşlarından birisidir.

Cesaret, mertlik ve yiğitlik anlamına gelen Fütüvvet, başkalarının sıkıntıları yüklenmek, zorluklarını üstlenmek ve başkalarını kendine tercih etmektir. Harakânî Hazretleri’nde civanmertlik, onun yaşam anlamı ve varoluş sebebidir.  

Ondan övgüyle bahseden birçok mutasavvıftan bir kaçı onun hakkındaki düşüncelerini şöyle özetlemişlerdir:

Abdulkerim el-Kuşeyri: “ Harakan vilayetine varınca, o pirin haşmetinden dolayı veliliğimden azlelildiğimi sandım.”

Ebu Said-i Ebu’l Hayr: “Ben pişmiş bir tuğla idim. Harakan’a varınca cevher olarak döndüm.”

Abdullah Ensari: “Tasavvuf ve hakikâtte benim pirim Ebu’l Hasan Harakânî’dir. Eğer onu görmeseydim hakikatı nasıl öğrenirdim? O zamanın efendisi ve gavsı idi. Ben gizli bir sır idim, onun anahtarı da Ebu’l Hasan Harakânî idi.”

Mevlana Celaleddin Rumi: “Bizim söylediklerimiz Ebu’l Hasan Harakânî‘den aldıklarımızdan başka bir şey değildir.”

Kars’tan çıkarak bütün yeryüzünde mânevî bir eksen olan Ebu’l-Hasan Harakânî’nin eli, Yusuf Hemedanî’den Ahmet Yesevi’ye, Şemsi Tebrîzi’den Hz. Mevlânâ ve Yunus Emre’ye kadar yüzlerce velinin kalbine değmiştir.

Ebu’l Harakânî Hazretleri, tüm insanlığa şu sözleriyle evrensel mesajını vermişti:

“Her kim bu dergâha gelirse ekmeğini verin ve dinini, inancını sormayın; zira yüce Allah’ın dergâhında ruh taşımaya layık olan herkes, elbette Ebu’l Hasan’ın sofrasında ekmek yemeye de layıktır.”

En iyi şey, içinde kötülük olmayan kalptir.”

“Alim kendini bilen alimdir, ilmiyle alim olan değildir.”


Paylaş